Hatem Yavuz Kimdir?

“The King of Seal Killers”

Groupon Boykotu Sürüyor

Geçtiğimiz aylarda yunus gösteri parklarına indirimli bilet satarak gösteri parklarına gitmeye teşvik eden Groupon yaşam hakkı savunucuları tarafından boykot ediliyor ve siteden hiçbir ürün veya hizmet satın alınmıyor.

Ekolojik yaklaşım olarak veganizm

Veganizm yalnızca bir diyet değildir; tür ayrımcılığına karşı, vicdani ve ahlaki fikirlerin getirisidir. İlk kez Donald Watson tarafından kullanılan "vegan"; sözcüğü, bugün hayvanlarla birlikte doğanın da sömürüsüne karşı çıkan kavramsal anlama sahiptir.

Hürriyet

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Hayvanlarda Eşcinsellik

Hayvanlarda Eşcinsellik

Eşcinsel olduğu gerekçesiyle 2013 yılında Amerika'da öldürülmesi için barınağa terk edilen bulldog'un hikayesini hatırlıyorsunuzdur belki. İnternette başlatılan kampanya ile son anda bir veteriner teknikeri olan Stephanie Fryns köpeği kurtarmış ve ismini Elton koymuştu. Elton, hayvanlarda eşcinselliğe bakış açısının ne ilk ne de son kurbanı. Evcil hayvan olması ve hikayesinin yeni bir yuvada devam etmesi de büyük şans. 

(Elton ve Stephanie)

Uluslararası Af Örgütü'nün "eşcinsel kaplumbağa" temalı kısa filmi bu sene yayınlanmış ve oldukça tepki çekmişti. Tepkilerden biri homoseksüelliğin içinde acizlik ve mücadeleden yoksunluk barındıran bir kurgu ile özdeşleştirilmesiydi. Bir diğeri ise petshoplarda hayvan satışının normalleştirilmesi ile ilgiliydi. Yani hayvanın rengini, türünü, ırkını seçerek "satın almanın" olağanlaştırılması ve üzerine bir de cinsel yöneliminin etiket malzemesi yapılmasıydı.

"Hayvanlarda Eşcinsellik Bir Normdur"

Heteronormatif toplumlarda (ki modernite ile birlikte iyice ayyuka çıktığı üzere) eşcinsellik, türü fark etmeksizin bir canlı için ayrımcılık sebebidir. Gel gelelim insan dışındaki hayvanların durmaksızın köleleştirilmeye devam edildiği bu düzende hayvanlarda eşcinsellik ancak skandal haberlere konu olabiliyor. 
Oysa eşcinsel hayvanlar görünmez değil. Lethbridge Üniversitesi'nden Paul Vasey, hayvanlarda eşcinsellik üzerine çalışan akademisyenlerden biri ve Homosexual Behaviour in Animals isimli bir de kitabı var. Vasey'e göre, bazı hayvan topluluklarında eşcinsellik yaygın görülmesinin yanı sıra bir normdur. Örneğin, bir dişi diğer bir dişinin üzerine çıkarak genital organını uyarabilir veya farklı pozisyonlarda çiftleşmek isteyebilir.
Vasey, makaklar üzerine uzun yıllardır çalışıyor ve makakların çiftleşme dışında birbirinin gözünün içine neredeyse hiç bakmadığını belirtiyor. Yakınlaşan dişiler ise uyarılırken birbirinin gözlerinin içine bakıyor.
Ancak dişilerle çiftleşen dişi makakların tamamının eşcinsel olduğu söylenemez. Vasey, dişilerin, daha çok çiftleşmek için erkeklerin üzerine çıktığını ve bunun aynısını diğer dişilere de uygulayabildiğini söylüyor. Bazı böcek türlerinde ise dişiyi tanıyamama durumunda eşcinsel davranışlar gözlemleniyor.

(Görselin kaynağı için görsele tıklayınız)

Ancak öyle ilişkiler var ki tam anlamıyla eşcinselliğin görüldüğü söylenebilir. Laysan albatroslarında olduğu gibi. Tek eşliliğin hakim olduğu türde dişiler bir çift olarak yaşamlarını sürdürebiliyor. Hatta bu oran %30'ların üzerinde seyrediyor. Erkek kuşlardan yavru yapan dişiler, yavruları ise yine birlikte yetiştiriyor (1).
Homoseksüellik yalnızca birkaç türle kısıtlı değil elbette. Penguenlerden maymunlara, fillerden aslanlara kadar birçok türde eşcinsellik kayıt altına alındı. Eşcinsel davranışlar ise farklı türlerde farklı şekilde gözlemleniyor. Örneğin fillerde, kısa süreli heteroseksüel ilişkilerin aksine eşcinsel ilişkiler yıllarca sürebiliyor. 
Benzer şekilde yunuslar ve orkalarda da eşcinsel ilişkiler oldukça yaygın. Yirmi beş yaşın üzeri orkalarda zaman zaman görülen eşcinsel yönelimler favori partnere duyulan bağlılık ile uzun süre devam edebiliyor (2).

Homoseksüellik Toplumsal Sınırlardan Biridir

Aslına bakarsanız tüm bu "arkadaşlıkları" veya "partnerliği" homoseksüellik olarak tanımlamanın doğruluğunu da tartışmak gerekiyor. Heteroseksüellik ve homoseksüellik insanların toplumsal sınırları ile tanımlanan terimler (3) ise hayvanlar aleminde bu terimlere yer olmadığı da bir gerçek. Hemcinsi ile yakınlık kurduğu için insanlar tarafından ölüme terk edilen ve nefretin hedefi olan hayvanların ise esas olarak insan merkezci toplumsal algının kurbanı olduğu söylenebilir.


Yararlanılan kaynaklar:

(1) Successful same-sex pairing in Laysan albatross
(2) Homosexuality in marine mammals
(3) Gay animals out of the closet?

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Türkiye'de Vegan Aktivizm Konulu İlk Akademik Çalışma Yayımlandı

Türkiye'de Vegan Aktivizm Konulu İlk Akademik Çalışma Yayımlandı

Türkiye'deki vegan aktivizm ile ilgili ilk akademik çalışma yayımlandı. Araştırmada, aktivistlerin eylem biçimlerinin yanı sıra, esas olarak sosyal medya deneyimleri üzerine çok sayıda bulgu yer alıyor.

Türkiye'de veganlık ve vegan aktivistlerin görünürlüğünün artmasıyla birlikte vegan aktivizm ile ilgili ilk akademik çalışma yayımlandı. Araştırma, aktivistlerin toplumsal ağ deneyimlerine odaklanırken etik veganizm ve Türkiye'de vegan aktivizm hakkında da geniş bilgi yer alıyor. 



Bununla birlikte, araştırmada bağımsız ve örgütlü 10 aktivist ile görüşme yapıldığı görülüyor. Araştırmanın öne çıkan bazı kısımları ise şu şekilde:

  • Türkiye’de veganizm için önemli bir olay da I. Vejetaryen/Vegan Onur Yürüyüşü’dür ve anaakım medya haber olarak pek çok insanın vegan sözcüğü ile tanışmasını sağlamıştır.
  • Veganların eylem biçimleri çeşitlilik göstermektedir. Örneğin, vegan anarşist tutsak Osman Evcan, cezaevinde kendisine vegan yemek verilmediği gerekçesiyle 2011 yılında açlık grevi yapmıştır (Başkent, 2011). Osman Evcan’ın grevine destek amacıyla http://osmanayemek.tumblr.com/ blogu açılmış, çevrimiçi imza kampanyası düzenlenmiştir ve Osman Evcan, sonunda cezaevinde vegan yemek hakkını elde etmiştir. 
  • Tüm eleştirilere rağmen birçok ülkede destekçisi olan ALF’in Türkiye destekçilerinin ilk “açık hayvan kurtarma eylemi” 2014 yılında İstanbul, Kadıköy’de bir petshoptaki tavşanları kaçırmak olmuştur.
  • Türkiye’de vegan aktivistlerin sokak eylemleri çoğu zaman oldukça dikkat çekicidir. 2012 yılından beri Taksim’de gerçekleştirilen Kurban Bayramı protestoları bunlardan biridir. 
  • Türkiye’de bazı vejetaryen/vegan uluslararası kuruluşların temsilciliklerini yürüten Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği de vardır.
Araştırmanın sonuç kısmında ise aktivistlerin sosyal medya kullanımına dair tartışma yer alıyor:
"Bu çalışmada vegan aktivistlerin sosyal medyayı ne amaçlarla kullandığı, vegan kimlikleri ile sosyal medyada nasıl var oldukları araştırılmıştır. Katılımcıların önemli kısmı, sosyal medyada veganizm ile ilgili bilgi ve haber içeren içerikleri paylaşmaktadır. Diğer yandan etkinlik ve protestoların sosyal medyada duyurulması, sosyal medyanın aktivizmdeki işlevlerinden yalnızca biri olarak görülebilir. İçeriklerin veganların kendi arasında oldukça tartışılması, sosyal medyanın iletişimden öte politik bir ortam olarak görüldüğünü düşündürmektedir.
Katılımcıların neredeyse tamamı sosyal medyada diğer veganlarla tanışmış ve yüz yüze görüşmüştür. Bu görüşmeler, aktivizm toplantıları, protestolar veya etkinliklerde gerçekleşmiştir. Türkiye’de az sayıdaki vegan aktivist için diğer veganları sosyal medyada bulmak ve örgütlenme için sosyal medyayı kullanmak kaçınılmaz görünmektedir.
Katılımcılar, sosyal medyada diğer veganların dayanışmacı olduğu kadar tartışmacı olduğunu da düşünmektedir. Veganların bu tip deneyimleri yeni yeni yaşamalarının tartışmalarda önemli etkisi olduğu söylenebilir. Veganların ekolojiyle ilişkisinden söz ederken de son derece dikkatli olmak gerekir. Çünkü insanlar, ekolojiye hiçbir zarar vermediği varsayılan durumlarda hayvansal ürün tüketiminin veganlar tarafından olumlu karşılanacağı hissine kapılabilir. Katılımcılara göre bu durumda etik veganlığın odağının hayvan hakları olduğu vurgulanmalıdır.
"

Aşağıdaki bağlantıdan bilimsel makalenin orijinaline (İngilizce) ulaşabilirsiniz:

Social Media Use of Vegan Activists in Turkey

İlgili bağlantılar:

Gezi Direnişi'nin Vejetaryen/Veganlıkla İlişkisi

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

29 Mart 2016 Salı

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Vegan Menü!

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Vegan Menü!

Bundan yaklaşık 4 yıl önce, üniversite yemekhanelerinde veganlara yer yok başlıklı bir yazı yazmıştık. O günden bugüne Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi gibi vegan yemek talebinin olduğu üniversiteler en temel haklarına kavuştu. Şimdi sıra Dokuz Eylül Üniversitesi'nde.


Vegan yemek hakkına sahip çıkan üniversitelere Dokuz Eylül Üniversitesi de ekleniyor. Eğitim Sen'in yetkili sendika olarak dahil olduğu süreç sonunda 4 Nisan'dan itibaren bir öğrenci ve bir personel yemekhanesinde vegan menü servisine başlanıyor. 

Eğitim Sen'e göre idare, vegan yemek uygulamasının yaygınlaştırılabileceğini belirtiyor.

9 Mart 2016 Çarşamba

8 Mart'tan 9 Mart'a ve Dayanışma

8 Mart'tan 9 Mart'a ve Dayanışma

Geçtiğimiz sene 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'nde bir pankart hayli dikkat çekmişti: "Süt Tecavüzdür!" Üzerine çokça konuşuldu. Kimileri desteklerken kimileri temeldeki benzerliği gözden kaçırdı. Kimileri ise nefret söylemi ile ortaya çıktı


"Kadının adı yok" diyoruz ya esasında ayrımcılığın ve köleleştirmenin adı, türü, cinsel kimliği yok. Kadına yönelik şiddetin yansıması; süt endüstrisinde insan dışındaki hayvanlara tecavüz, onları yavrularından ayırma, mezbahada şiddet ve ölüm ile kendini gösteriyor.

(Kaynak: 2015 - Derin Ekoloji)

Kadın ve hayvanın maruz kaldığı şiddetin benzerliğinin fark edilmesi gerekiyor. Yaşamında muhtemelen ilk kez bu durumla yüzleşenler, hayvanlarla aynı şiddete maruz bırakılmalarını "aşağılık" bir benzetme olarak görebiliyor. Eril dil, bir kez daha hayvana yönelik nefret söylemi ile birlikte kadınların haykırdığı bir günde kendini gösteriyor ne yazık ki.

Hayvanların birer "kişi" olduğunu göz ardı etmek, insanın doğaya yabancılaşmasının hem sebebi hem sonucu elbet. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü yaşam alanları kısıtlanan, yok edilen, yaşam hakları elinden alınan, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakılan tüm kişiler için anlamlı bulmanın ötesinde bir yol görünmüyor. Eril şiddet, mezbahalardan, kürk çiftliklerinden, hayvanlı sirklerden yükseliyor.

Bu yüzden "Süt tecavüzdür" ve bu yüzden dayanışma ancak türler arası ayrımcılığa karşı ise dayanışma kavramına hakkı verilmiş olur. 


İlgili yazılar: 
8 Mart'tan: Süt Tecavüzdür

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 

21 Şubat 2016 Pazar

#ArtvindeMadeneHayır

#ArtvindeMadeneHayır

Artvin halkı günlerdir Cengiz Holding'in Cerattepe'de yapmak istediği maden ocağına karşı direnişini sürdürüyor. Ülkenin farklı şehirlerinden ise bu direnişe destek veriliyor. 


Dünyanın 100 doğal ormanından birinin yer aldığı Cerattepe'de günlerdir polis ve halk karşı karşıya geliyor. Sebebi ise oldukça tanıdık; sermayenin doğayı talan edecek bir şantiye kurma çabası. Ancak Artvin halkı başta olmak üzere, farklı şehirlerden gelen insanlar Cerattepe'den vazgeçmiyor. Bu süreçte ise 760 kişinin katılımı ile Türkiye'nin en büyük doğa davası Cerattepe için açıldı.

Cerattepe'ye destek vermek için esnaflar camlarına afişler asarken sosyal medyada da Artvin konusu günlerdir en çok söz edilen konuların başında geliyor. Asılan afişlerden bazıları:



(Görseli büyütmek ve kaydetmek için üzerine tıklayın)

(Görseli büyütmek ve kaydetmek için üzerine tıklayın)



Olası bir şantiye ve maden ocağı kurulumunda binlerce ağaç kesilecekken sayısız hayvan da göçe zorlanarak hayvanların yaşam hakları ellerinden alınacak. 


Cengiz Holding'in sahibi Mehmet Cengiz, daha önce "Milletin a...'na koyacağız." sözlerinin kaydıyla medyada yer almıştı. Buna rağmen Cengiz Holding'in "yükselişi" sürdü



Kaynak:

Diken: Türkiye'nin en büyük doğa davası açıldı: 760 kişi müdahil oldu
Diken: Cengiz Holding Cerattepe’de ormanı ele geçirdi: 3 bin 500 ağaç kesilecek


*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

16 Aralık 2015 Çarşamba

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yaşatmıyor, Öldürüyor



İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yaşatmıyor, Öldürüyor

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde 2 koyunun kesilmesine karşı çıkan hayvan hakları aktivistlerine özel güvenlik ekipleri saldırdı.





Ve Haber'e göre, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde kesim dersinde 2 koyunun kesilmesine engel olmak isteyen aktivistlere, veteriner fakültesi öğrencileri tepki gösterdi. Koyunların öldürülmemesi için direnen hak savunucularına öğretim üyeleri sözlü saldırıda bulunurken özel güvenlik ekipleri ise öğrencilere fiziksel müdahalede bulundu.

Protestoya ve hayvanların kurtarılmasına karşı çıkan bir öğretim üyesine, bir hayvan hayvanları aktivisti: "O bıçak sizin boğazınızda olsa böyle söylemezdiniz, kendinizi bu koyunun yerine koyun, biz buraya bir gün de olsa öldürülmemeleri için hapise atılma riskini göze alarak geldik." dedi.

Çevik kuvvet ve özel güvenlik ekiplerinin mezbahaya girmesinin ardından hayvan hakları savunucuları koyunlara sarıldı. Direnen yaşam hakkı savunucularından bazılarının telefonlarına el koyularak görüntüler silinmeye çalışıldı.

Kaynak:
Ve haber: İstanbul Üniversitesi'nde hayvan hakları savunucularına saldırı!

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

Osman Evcan ile Dayanışmaya!

Osman Evcan ve Vegan Tutsaklar ile Dayanışmaya!

Temel ihtiyaçlarının karşılanması için Osman Evcan bir kez daha açlık grevinde. Açlık grevinin kritik bir döneme girdiği 37. gününde Osman ile dayanışma için 16 Aralık Çarşamba günü bir eylemi gerçekleştirilecek. Koğuş arkadaşı Hasan Çınar ise açlık grevinin 12. gününde. Osman ve Hasan temel haklarını kazanana kadar açlık grevlerinden vazgeçmemeye kararlılar.

Yer: Galatasaray Lisesi Önü
Saat: 19:00 (Saat 20:00'de basın açıklaması için Tünel'e yürüyüş yapılacak.)



Osman Evcan'ın taleplerini yazdığı mektubu:

Özgürlükçü Kamuoyunun Bilgilerine!

Süresiz açlık grevi eylemine başlamamla ilgili komuoyunu bilgilendirme konusunda:

Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan vegan eko anarşist bir tutsağım. Vegan yaşama başlamam nedeniyle hayvan eti ve hayvansal ürün yemiyorum. Hayvan bedeninde yapılmış olan hiçbir eşyayı kullanmıyorum. Bu yaşam tarzım, hayvan özgürlüğü ve hayvan haklarıyla ilişkili olduğundandır.

Kocaeli 1 Nolu F Tipi’ne 24 Nisan 2014 tarihinde gelmiş oldum. Vegan beslenmekte olduğumu bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirmiş oldum. Hayvan eti ve hayvansal ürünler yemediğimi, sebze-meyve, tahıl ve bakliyat türü gıdalarla beslenmekte olduğumu cezaevi idaresine ve açık cezaevi kurum müdürlüğüne iletmiş oldum. Vegan beslenmemi bu gıdalarla sürdürmüş olduğumdan dolayı yemeklerimin ve iaşemin bu tür beslenmeye uygun olacak şekilde düzenlenmesini talep etmiş oldum.

Ayrıca cezaevi iç ve dış kantininde vegan beslenme ihtiyacımı karşılayacak vegan ürünlerin bulundurulmasını ve satılmasını talep etmiş oldum.

Uzunca bir süre bu taleplerim kabul edilmedi. Bulunmakta olduğum Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi İdaresi’ne ve yemeklerin pişirildiği Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğüne onlarca kez dilekçeler yazmama rağmen dilekçelerime yanıt verilmedi.

Yıllarca bu yaşamsal sorunlarımızın çözülmesi için yine daha üst kurumlar olan Adalet Bakanlığı’na, Cumhuriyet Baş Savcılığı’na ve Kocaeli İnfaz Hakimliğine aynı şekilde dilekçeler yazmış oldum. vegan beslenebilme sorunum çözüme kavuşturulmadı.

Bunun yanı sıra ailem ve dışarıda bulunan vegan arkadaşlarımızda vegan beslenme sorunumuzun çözülmesi için ilgili yasal kurumlara dilekçeler yazıp girişimlerde bulundular.

Bir yıldan fazla süren bir zaman içerisinde vegan tutsaklar olarak yasal, hukuki ve insani haklarımızın sağlanabilmesi için tüm bu çabalarımız, girişimlerimiz sonuçsuz kaldı.

Vegan beslenme, iaşe ve iç-dış kantinden ihtiyacımız olan vegan gıdaları temin edemediğimiz için sağlık problemleri yaşamaya başladım. Yetersiz dengesiz beslenme durumu sık sık hastalanmamı beraberinde getirmiş oldu. Vücudum dayanıklığını yitirmiş oldu.

Bu süreçte baskıcı, otoriter ve keyfi uygulamalara karşı direnmek ve temel insani haklarımızın iadesi için en son çare olarak 25 Mayıs 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başladım. Bu eylemim 33 gün sürmüş oldu. 26 Haziran 2015 tarihinde açlık grevi eylemimin talepleri kabul edildi.

Yapılan anlaşma gereğince;

1. Cezaevi iç kantininde bulundurulmayan ve ihtiyacımız olan vegan ürünleri, gıdaları cezaevi yönetiminin gözetiminde Vegan Dükkan’dan temin edebileceğiz,

2. Kocaeli Açık Cezaevi Kurumu’nda pişirilip getirilen yemeklerimiz;
-Mevsimlik sebzelerden pişirilip tarafımıza verilecek,
-Mevsimlik olmayan sera ve konserve ürünler verilmeyecek,
-Yeterli düzeyde ihtiyacımız olan tahıl ve bakliyat türü yemekler verilecek,
-Haftalık olarak ve topluca iaşemizle orantılı olarak mevsimlik sebze ve meyve ihtiyacımız (karnıbahar, brokoli, çiğ mantar, havuç vb. sebzeler) tarafımıza çiğ olarak verilecek.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz yasal, hukuki, insani haklarımız yapmış olduğumuz süresiz açlık grevi eylemimiz sonucunda biz vegan anarşist tutsaklara verilmiş oldu. Bu açlık grevi eylemim nedeniyle sakat kalabilir ya da ölebilirdim. En temel yasal, insani, evresel, hukuki haklarımız dahi ölüm pahasına yaptığımız açlık grevleri sonucu tarafımıza iade edilmiş oluyor.

Biz vegan tutsaklara sağlanan bu haklar 26 Haziran 2015 tarihinde kabul edildi ve uygulamaya konuldu. Yaklaşık olarak 4 ay kadar sürmüş oldu. En son olarak da 06 Kasım 2015 tarihinde cezaevi idaresi tarafından keyfi bir biçimde ve otoriter bir uygulamayla yasaklandı. Bu uygulama insani olmayan, hukuki olmayan baskıcı bir uygulamadır. Hak gaspıdır, hak ihlalidir. Yıllarca süren çabalarımız, mücadelemiz ve ölüm pahasına yaptığımız açlık grevi eylemimiz sonucu vegan anarşist tutsakların kazanmış olduğu bu yaşamsal haklar bir çırpıda gasp edilmiştir. Temel insani evrensel haklarımız bir anda ihlal edilip yok sayılmıştır.

En son olarak 6 Kasım 2015 tarihinde ihtiyacımız olan vegan gıda-ürün kolisi kargo ile Vegan Dükkan tarafından bulunduğum cezaevine postalanmış oldu. Koliyi almaya gittim. Koli açıldı, içindekiler tek tek incelendi. fakat tarafıma verilmedi, depoya konuldu. Cezaevi idaresi bundan sonra kargo ile gelen ürünleri vegan tutsaklara vermeyeceğiz demiş oldular.

Aynı uygulama C-Blok’ta bulunan ve vegan beslenen Kemal Toka isimli arkadaşa da yapıldı. Onun vegan beslenme hakları da aynı şekilde gaspedildi. Söz konusu bu hak gaspları ve hak ihlalleri vejetaryen ve hasta tutsaklara yönelik olarak da sistematik olarak uygulanmaktadır.

Cezaevi idaresinin bu keyfi uygulamalarının bir başka biçimi ise yemeklerimizin pişirildiği, dağıtıldığı ve haftalık olarak planlandığı Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğü tarafından gönderilen 12 Kasım 2015 tarihli Haftalık Vegan Yemek Listesi mevcut içeriğiydi. Listede bal ve yoğurt gibi tahakküm içeren hayvansal gıdalar bulunmaktaydı. Cezaevi idaresi bir buçuk yıldır vegan beslenme tercihimizi bilmesine rağmen bu tür psikolojik baskı ve saldırılara başlamıştır.

Vegan tutsaklar, vejetaryen tutsaklar ve hasta tutsaklar olarak yaşadığımız bu özgün hak gasplarına ek olarak cezaevinde yaşanan ve tüm tutsaklara yönelmiş pek çok sorun yaşanmaktadır. Cezaevi idaresinin uygulamış olduğu otorier, keyfi uygulamalar insani hak ihlallerini ve gasplarını beraberinde getiriyor.

Cezaevi idaresinin bu hak gaspları ve ihlallerini kınamak ve ihlal edilen temel insani haklarımızın geri iade edilmesi amacıyla 10 Kasım 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başladım. insani haklarımız iade edilene kadar süresiz açlık grevi eylemine devam edeceğimi kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyorum.

Sürdürmekte olduğum süresiz açlık grevi eylemim nedeniyle sağlık durumum bozulabilir, sakat kalabilirim ya da yaşama hakkımı yitirmiş olabilirim. Yaşanabilecek tüm bu olumsuz durumların tek sorumluları;

1. Adalet Bakanlığı
2. Cumhuriyet Başsavcılığı
3. Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi
4. Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğü
olacaktır.


Aşağıya cezaevi idaresinin keyfi, otoriter, baskıcı uygulamaları nedeniyle oluşan yaşamsal sorunlarımızı maddeler halinde sıralamaktayım. Bu sorunlarımız çözülene kadar süresiz açlık grevi eylemimi sürdüreceğim. Bu bilgiyi ve eylemlilik halimi kamuoyu ile paylaşmak ve kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyorum.

Süresiz Açlık Grevimin Nedenleri:

Çözümlenmesini istemiş olduğumuz sorunlarımız;

1. Vegan tutsakların kazanılmış haklarının keyfi olarak gasp edilmesi uygulamasına son verilmelidir. vegan tutsakların sağlıklı ve dengeli beslenebilmeleri için ihtiyaş duydukları vegan gıdalar, ürünlerin temin edilmesinin maddi koşulları sağlanmalıdır.
Kantinde olmayan, satılmayan ve ihtiyacımız olan vegan gıdaların idarenin denetiminde gözetiminde dışarıdan ailelerimiz ve yakınlarımız aracılığıyla karşılanmalıdır. Bu olanaklar sağlanmalıdır. Bu konuda yasaklama ve kısıtlama yapılmamalıdır.
Kantine getirilip satılan vegan ürünler fahiş fiyatlarla vegan tutsaklara satılmaktadır. Bu ürünler kâr amacı güdülmeden vegan tutsaklara satılmalıdır.

2. Vegan tutsaklara sağlanan bu haklar aynı şekilde vejetaryen ve hasta tutsaklara da sağlanmalıdır. Hasta tutsakların yasal, insani ve hukuki hakları keyfi biçimde ihlal edilmiştir. Bu hak ihlaline son verilmelidir.

3. Vegan, vejetaryen ve hasta tutsaklara özgün beslenme koşulları nedeniyle sağlıklı ve dengeli beslenebilmeleri için ihtiyaç duydukları elektrik ocağı sağlanmalıdır. Çünkü vegan, vejetaryen ve hasta tutsakların elektirik ocağına ihtiyaçları vardır.

4. Sebze-meyve dış kantininden vegani vejetaryen ve hasta tutsakların ihtiyaç duydukları sebze ve meyveyi satın almalarının önü açılmalıdır.

5. Vegan, vejetaryen ve hasta tutsaklara ihtiyaç duydukları mevsimlik sebze ve meyve haftalık olarak ve topluca iaşe bedeliyle orantılı olarak açık cezaevi kurumu tarafından hazırlanmalıdır.

6. Tüm uyarılarımıza rağmen haftalık vegan yemek listesine bal, yoğurt vb. hayvansal ürünler eklenmektedir. Bu tür psikolojik baskılara, uygulamalara son verilmelidir. vegan tutsaklar bu tür hayvansal ürünleri tüketmemektedirler.

7. Tutsakların ihtiyacı olan semaver (su ısıtıcısı) satışı iç kantinde yapılmalıdır. Tutsaklar bu ihtiyaçlarını iç kantinden karşılayabilmelidir.

8. Tutsakların cezaevine ilk gelişlerinde uygulanan ve insani olmayan baskıcı, otoriter, rencide edici çıplak arama uygulamasına son verilmelidir.

9. Cezaevi içinde keyfi olarak ve sık sık yapılan ayakkabı çıkarttırarak arama uygulamasına son verilmelidir.

10. Açık görüşme esnasında diğer arkadaşlarımızın ziyaretçileriyle bir araya gelebilme ve fotoğraf çektirme olanağı hakkı sağlanmalıdır.

11. Açık görüşme odalarına çay pişirme makineleri konulmalıdır. Açık görüşe gelen ailelerimize ve arkadaşlarımıza çay ikram edebilme olanağı sağlanmalıdır.

12. Kürt halkına yönelik otoriter baskılara, şiddete, teröre, katliamlara son verilmelidir. Kürt halkının kendi dilini, kültürünü, toplumsal yaşamını, özgürce belirleme hakkı ihlal edilmemelidir. Kürt halkının ve diğer milliyetlerden tüm Türkiye halkları bu temel, evrensel ve doğal haklarını eşit bir biçimde özgürce kullanabilme hakkına kavuşmalıdır.

13. Kadınlara yönelik cinsiyetçi baskılara, şiddete, teröre, katliamlara son verilmelidir.

14. Doğanın talanına, kirletilmesine, katledilmesine ve sömürülmesine son verilmelidir.

15. Hayvanlara yönelik türcü katliamlara, şiddete, sömürüye son verilmelidir.

16. LGBTİ bireylere yönelik homofobik, transfobik, şiddete, teröre ve katliamlara son verilmelidir.

17. Emperyalist küresel sömürgeci devletler Suriye’de ve tüm Ortadoğu coğrafyasındaki işgale, sömürüye, savaşa, katliamlara son vermelidir. Suriye’de ve Ortadoğu’da yaşanan savaşın başlatıcıları ve sorumluları Batılı sömürgeci devletlerdir. Tüm Ortadoğu halkları işgalci, sömürgeci, katliamcı Batılı sömürgeci devletlere karşı aktif bir mücadeleyi kolektif bir biçimde hayata geçirebilmelidir.

18. Ortadoğu’da, Suriye’de çıkartılan savaş nedeniyle ülkemize göç eden göçmen halklara yönelik şiddete, sömürüye, tecavüzlere, katliamlara son verilmelidir.

Yukarıda sıralamış olduğum sorunların çözülmesi amacıyla 10 Kasım 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başlamış oldum. Kamuoyunun bilgilerine sunarım. Sevgi ve selamlarımla.

Vegan Eko Anarşist Tutsak
Osman Evcan

Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi 10.11.2015
A-7-21
Kandıra/KOCAELİ


Çağrı: https://www.facebook.com/events/1679549448979000/

İlgili Bağlantılar: http://veganturkiye.blogspot.com.tr/2015/05/kandiradaki-vegan-tutsaklardan.html

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.
 

30 Ağustos 2015 Pazar

"Beni Arabada Bırakma"

"BENİ ARABADA BIRAKMA"

Sıcak yaz günlerinde, park edilen otomobillerin içinde yalnız bırakılan evcil hayvanlar ölüm tehdidiyle karşı karşıya. 

Sıcak yaz günlerinde klimalı ortamlara akın ederken insanların evcil hayvanları araçların içinde yalnız bırakması, hayvanları bir fırının içine terk etmesiyle eşdeğer. Aracın penceresini biraz açık bırakmak ise bu duruma kesinlikle bir çözüm değil.




Hava sıcaklığının 25°C olduğu bir günde gölgeye park edilen aracın için yaklaşık 35 derece, güneşe park edilen aracın içi ise 70°C'nin üzerine çıkıyor. 

Otomobil içinde yalnız bırakılan park halindeki bir hayvanı gördüğünüzde ne yapabilirsiniz?

Sorumluluğu alınan hayvanların istismar edilmesi veya işkenceye uğraması durumunda 5199 no'lu kanuna göre İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne, eldeki kanıtlar ekte sunularak dilekçe verilmelidir. Ancak böyle bir durumun bazen günler aldığı düşünülürse acilen polise haber verilmeli ve polisle birlikte hayvan kapatıldığı araçtan alınmalıdır. Bu işlem sonucunda hayvanın sorumluluğunu alan kişiye idari para cezası kesilmektedir. Bu sürecin tamamında polisle birlikte hareket edilmeli ve hayvanın sağlığından ve güvenli bir yere alındığından emin olunmalıdır.

Dünyada "Araçta Terk Edilen Hayvanlar" İçin Kanunlar Var Mı?

Dünyanın çeşitli ülkelerinde hayvanların araçlarda yalnız bırakılması kanunlarla engellenmeye çalışıyor. Bu ülkelerden biri de ABD. Ülkede yaklaşık 20 eyalette hayvanların araçlarda bırakılması yasaklanmış durumda. 

Bu yasal uygulamalar yalnızca otomobilleri değil aynı zamanda motosikletleri kapsıyor. Yani park ettiğiniz bir motosiklete tasmasından bağladığınız hayvanı açık havada da olsa yalnız bırakamıyorsunuz. Bu yasal düzenlemelerin pek çoğuna göre hayvanı araçtan kurtarmak için polis, kurtarma ekibi, hayvan hakları korumacısı, kanun uygulayıcı memur, itfaiye eri gibi farklı görevlerden profesyonellerin bir arada olması gerekiyor. Böylelikle hayvanın can güvenliği de sağlanmış oluyor. Detaylar için 2015 yılı güncellemeleriyle Table of State Laws that Protect Animals Left in Parked Vehicles inceleyebilirsiniz. 


*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.








20 Haziran 2015 Cumartesi

Sözde Festival: Yulin'de Toplu İşkence ve Katliam

Sözde Festival: Yulin'de Toplu Katliam

Normalde bir şehrin ismini arama motorunda arattığınızda o şehrin haritası ve özdeşleştiği doğa manzaraları veya mimarisi ile karşılaşırsınız. Ancak Yulin için işler farklı. Yulin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin güney batısında yer alan yaklaşık 7 milyon nüfuslu bir şehir. Dünyada ise kanlı Yulin Köpek Eti Festivali ile tanınıyor. Nitekim arama motorunda ismini arattığınızda karşınıza doğrudan köpeklerin işkence gördüğü, kaynar sularda diri diri haşlandığı, derilerinin diri diri yüzüldüğü, küçücük kafeslerde istiflendiği görüntüler çıkıyor.

Yaz Gündönümünü Kanla Karşılamak - Yarım kilo köpek eti £2!
 
Sözde festival, Kuzey Yarımküre için yazın başlangıcı sayılan ve en uzun gündüzün yaşandığı gün, yani 21 Haziran günü başlıyor. Sözde festivalin tarihini araştırdığınızda kanlı görseller ve işkenceleri anlatan metinler dışında birtakım bilgilere ulaşmak oldukça zor. Köpek yemek, her ne kadar Çin'de binlerce yıllık bir tarihe dayandırılsa da sözde festival geleneğinin yerel olarak 1990'lı yıllarda ortaya çıktığı belirtiliyor.

Sözde festival, her kanlı bayram gibi inançlara dayandırılıyor. Çinlilerin inancına göre yazın başlangıcında köpek eti yemek, kışın onları soğuktan koruyor ve kültürel inançlarına göre sağlığın yanı sıra iyi şans da getiriyor. 

Köpekler Nereden Geliyor?

Hayvan hakları aktivistlerine göre Çin'in her yerinden Yulin'e köpek getiriliyor. Sokakta yaşayan, çiftliklerden alınan köpekler... Köpeklerin önemli kısmı henüz Yulin'e gelmeden açlık, dehidrasyon ve havasızlık sebebiyle ölüyor. Belki de içlerinde en şanslı olanlar onlardır? Katledilen köpeklerin yalnızca küçük bir kısmı Yulin'de yaşayan köpekler.  Dahası Çin'de köpek eti tüketiminin yaygın olması sebebiyle evcil hayvan hırsızlığı yaygınlaşmış durumda. 
Diğer yandan Yulin'deki sözde festivalde yaygın bilinenin aksine yalnızca köpekler değil, kediler de katlediliyor. 




Çin'de yorulmadan ve sıkılmadan sözde festivale karşı mücadele veren aktivistlerin yanı sıra sosyal medyada büyük bir kampanya başlatıldı. Kampanya #StopYulin2015, #EndYulinFestival, #EndYulin2015 hashtagleri ile dünyanın her yerinden destek görürken işkence gören hayvanların fotoğrafları paylaşılıyor. Dünyanın en çok okunan çevrimiçi gazeteleri de kampanyaya hikaye ve belgelerle destek veriyor. Bu hikayelerde, köpekleri satın alan ve kurduğu çiftliklerde onlarla yaşayan insanların çabalarına da yeriliyor. 

 

Yerel Yetkililer: "Böyle Bir Festivalimiz Yok"

Yerel yetkililerin gelen tepkiler sebebiyle "köpek eti festivalinin" iptal edildiğini söylemesine karşın hayvan hakları örgütleri sözde festivalin planladığı gibi - hatta tepkiler sebebiyle daha erken - yapılacağını belirtiyor. Dahası 2011 yılında yasaklanan Jinhua Hutou Köpek Eti Festivali'nin ardından Yulin yetkilileri, kendi bölgelerinde böyle bir festivalin düzenlenmediğini, köpek eti tüketiminin arttığı 21 Haziran gününün benzer bir festival olarak görülemeyeceğini dile getiriyor. Bir diğer deyişle sözde festivalin yasaklanmaması için adını değiştirerek onu yok sayıyor!
 
Çin'de Hayvan Hakları

Çin Ulusal Halk Kongresi'ne 2009 yılında hayvan hakları ile ilgili bir yasa tasarısı sunuldu. Bu tasarıda hayvana işkence eden ve hayvan istismarında bulunanlara karşı hem para hem de gözaltı cezası önerildi. Ancak Ulusal Halk Kongresi bu tasarıyı ciddiye almadı bile.

Çin Komunist Partisi'nin 1966 - 1976 yılları arasında Çin kültürünü canlandırmak için başlattığı Çin Kültür Devrimi süresince Çinlilerin evcil hayvan beslemesi dahi yasaklanmıştı.

(AFP)

Özeleştiri Veriyor Muyuz?

Yulin'deki işkence ve katliamın finansal boyutu göz ardı edilemez. Ancak Çin'de olduğu gibi bütün kanlı sözde festival ve bayramların altında kültür ve inanç değerleri yatıyor.

Türkiye'de 2012 yılından beri halka açık alanlarda gerçekleştirilen kurban bayramı protestoları, pek çok sosyal medya kullanıcısından tepki almış, inanç saldırısı olarak değerlendirilmiş, alay edenler tarafından itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Oysa Yulin penceresinden bakıldığında her iki toplu katliamın arasında belirgin bir ayrım yoktur. Tıpkı Christmas hindilerinin katliamında olduğu gibi. Farklı motivasyonlarla gerçekleştiriliyor ve kanıksanıyor olsa da hepsinin temelinde kanlı ekonomiyi canlandıran inanç ve kültür yatıyor. 


Bir hayvanın işkence ile öldürülüyor olması ya da işkencesiz öldürülmesi nasıl bir fark yaratıyor peki? Bütüncül olarak baktığınızda fark yok oluyor: Öldürülen hayvan üzerinde insan tahakkümü doğduğu andan itibaren sürerken ve yaşamı boyunca görülmeyen işkencelere maruz kalırken yine insanın istediği zaman ve yerde, insanın ölmesini dilediği şekilde öldürülüyor. 

Independent'ın haberine göre Yulin'deki sözde festivale karşı çıkanlar kadar festival destekçileri de sosyal medyada sessiz kalmıyor ve müslüman etnik gruplar için "Müslümanlar domuz yemiyor ve biz domuz yiyoruz diye bizi protesto etmiyor." açıklaması yapıyor. Yulin'deki sözde festival destekçilerinden bir diğeri ise "Hadi hepimiz Christmas'ta hindi yeme pratiğini protesto edelim!" diyor.  

Bunlar karşısında insan olarak birçoğumuz vereceği yanıt, her gün mezbahalarda milyonlarca hayvan, insan çıkarı için katledilirken başımızı öne eğmekten öteye geçmeyecektir. Hayvan katliamlarının "evcilleştirilmiş türlere duyulan empati ve sevgi" bağlamında açıklanabilecek kadar sığ bir konu olmadığını daha çok bir şekilde Yulin'de görüyoruz. 



Yararlanılan kaynaklar: 
Yulin Dog Meat Festival: Netizens rally in defence of event that will see 10,000 cats and dogs slaughteredBusiness is booming at the Yulin No.1 Crispy Dog Meat restaurant: Cats and canines crammed into cages ready for slaughter days ahead of meat festival that's outraged the world
Simoons, F.J., (1991). Food in China
Times - 5 Things You Need to Know About China’s Dog-Eating Festival
The New York Times - After Online Campaign, Chinese Dog Meat Festival Is Canceled

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

8 Mayıs 2015 Cuma

Kandıra'daki Vegan Tutsaklardan Dayanışma Çağrısı

KANDIRA'DAKİ VEGAN TUTSAKLARDAN DAYANIŞMA ÇAĞRISI




Kandıra'daki dört vegan ve iki vejetaryen tutsaktan cezaevinde yeterli beslenme koşullarının sağlanmaması üzerine hak savunucularına kendilerine destek olmaları için çağrıda bulundu!


BAŞVURULACAK KURUMLAR: 

-Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müd. Kandıra Yolu 20.Km Çal Mevkii Kandıra / KOCAELİ 
Tel: 0262 581 51 31, 0262 581 51 34 ; Faks: 0262 581 53 49

-Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı Akdurak Mah İzmit Cad No: 1 Kandıra / KOCAELİ
Tel: 0262 551 22 40, 0262 551 22 41 ; Faks: 0262 551 43 38
kocaelicbs@adalet.gov.tr


-Kocaeli İl Valiliği İnsan Hakları Komisyonu




Osman Evcan ismini artık pek çoğumuz biliyoruz. Cezaevlerinde vegan menü Osman ile gündeme gelmişti. Bu kez dört vegan ve iki vejetaryen tutsak, cezaevinde yeterli beslenme için sürdürdükleri mücadeleye destek çağrısında bulundu. 

(bimer'e başvurmak için tıklayınız)

TUTSAKLARIN TALEPLERİ:

-Topluca haftalık mevsim sebzeleri: Sera veya konserve değil
-Yeterli bakliyat, tahıl ve kuruyemiş: Protein için
-Kantine daha fazla vegan ürün: Brokoli, mantar, yulaf ezmesi, humus vs

Detaylı bilgi için: 

İlgili haberler:


*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.



7 Nisan 2015 Salı

11 Nisan'da! Anarşist Queer Vegan Gün

11 Nisan'da! Anarşist Queer Vegan Gün 

Tahakküm, homofobi ve türcülük karşıtları İstanbul'da Anarşist Queer Vegan Gün'de buluşacak.



Tahakküm, homofobi ve türcülük karşıtları, dayanışma amacıyla 11 Nisan'da Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Meydanı'nda Anarşist Queer Vegan Gün'de buluşacak. Toplumsal ağlar aracılığıyla duyurusu yapılan günde bir araya gelecekler, tanışma, birlikte eğlenme, fikir ve bilgi alışverişinde bulunma imkanı yaratabilecek.

Anarşist, queer, vegan dayanışma gününde anarşist kişi ve aktivistler kendi stantlarını açma olanağı bulurken sabun/deterjan yapımı, bisiklet tamiri, saç kesimi gibi çeşitli atölyeler düzenlenecek. Bombalara Karşı Sofralar'ın* paylaşacağı yemekler, takas pazarı ve göçmen dayanışma standının da yer alacağı güne farklı şehirlerden de katılım bekleniyor. Etkinlikler ve buluşma günü saat 14:00'ten 23:00'e kadar sürecek.

* Bombalara Karşı Sofralar, kapitalizmin tüketim kültürüne karşı, manavlardan ve marketlerden israf edilen yiyecekleri toplayarak vegan yemekleri ücretsiz paylaşan oluşum. Detaylı bilgi için röportajlarını okuyabilirsiniz.

Sosyal Savaş: İstanbul: Anarşist / Queer / Vegan Gün (11 Nisan 2015)

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

9 Mart 2015 Pazartesi

8 Mart'tan: "SÜT TECAVÜZDÜR"

8 Mart'tan: "SÜT TECAVÜZDÜR"

Ataerkil düzende söylem veya eylem düzeyinde eril şiddete maruz kalan kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde veganizmi gündeme taşıdı. 8 Mart 2015 Feminist Gece Yürüyüşü'nde pankartlarla ve sloganlarla, sosyal medyada ise ürettiği içeriklerle. Çünkü feminizm ve veganlığı birbirinden ayrı mücadele alanları olarak görmüyoruz. "Veganizmin de feminizmin de karşısında durduğu esas kavram “ayrımcılık”tır ve ikisi de doğal eşitlik ister." Ancak bu birilerini fena kızdırdı. Sosyal medyada veganlar, vegan olmayan insanlara veganlığı anlatırken teknoloji aracılığıyla eril şiddetin hedefi oldu.

İşin özüne bakarsanız bu coğrafyanın sineması için Recep İvedik serisi ne ise toplumsal ağlar için de pek çok "fenomen" o'dur. Önemli kısmının tweetlerine, paylaştığı görsellere, retweetlerine, gönderilerine baktığınızda tepeden aşağıya cinsiyetçi, türcü, homofobik, ırkçı, mezhepçi vb. söylemler görebilirsiniz. Ancak bu içerikleri yeniden üretirken insanların sahip olduğu motivasyon kaynağının takipçileri olduğunu da gözden kaçırmamak lazım. Diğer bir deyişle ayrımcılığı besleyen döngüde, ayrımcılığa sessiz kalan veya onu körükleyen kitlenin payı epey büyüktür.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne dönelim. 13. Feminist Gece Yürüyüşü'ndeyiz. Kadın hakları örgütleri, anarşist kadınlar, bağımsız aktivistler, eşcinseller, transeksüeller, travestiler ve vegan feministler orada. Mor, mor-siyah bayraklar, gökkuşağı bayrakları, flamalar arasında yürüyoruz. İnsanı, hayvanı, doğayı tahakküm altına alan düzeni eleştiren pankartlar vegan olmayan feministleri biraz zorluyor. Dişinin sömürüsü üzerine kurulu süt endüstrisi ise düşünmeye teşvik ediyor. Bu pankart Twitter'da paylaşılıyor: SÜT TECAVÜZDÜR!

Sonrası mı? 

Sonrası diğer kullanıcılarla etkileşime girmek için cinsiyetçi küfürlerle dikkat çekmeye çalışanlar, mizah adı altında siber zorbalık uygulayanlar, hayvan hakları meselesi yerine veganları konuşanlar, hakaretler... 

Veganlar veya buradaki daha genel söylemle hayvan hakları savunucuları, her ne kadar aşağılama kültürünün hedefi olsa da her zamanki gibi görünmeyen vurgu hayvanlardadır. İşin ilginç yanı ise adalet ve özgürlük için söylecek sözü hiç bitmeyenlerin hayvanlar söz konusu olduğunda bu kavramların içini boşaltmasıdır. İnsanmerkezci türcü yaklaşım, hayvanlara yönelik her türlü şiddeti meşrulaştırma çabasında. 

Bu yazıyı yazmadan neredeyse 24 saat önce bir tweet atıldı, 24 saattir aralıksız hakaret eden bir kitle var. Büyük çoğunluğu ne yediğini, giydiğini sorgulamıyor. Kültürel ve toplumsal reflekslerle birlikte biraz daha takipçi isteyerek kendinden farklı olana tahammül edemiyor. Diğer yandan farklı olanı tanıma ama tamamen bilmeme isteği de görülebiliyor. Mart 2015'te 'vegan' kelimesinin İnternette aranma oranında büyük bir artış görülüyor.




Oysa olan tam olarak şu: 

Kafeslerin arkasında ne olup bittiğini görmek istemiyor, gösterenleri de karşısına alıyor: "Sen misin o şiddeti, katliamı bana anlatan hayvan hakları savunucusu? Sen misin benim huzurumu kaçıran?" 

Sonra tüm şiddetini hayvana ve insana yöneltmek arasında gidip geliyor. Önce veganlara sonra hayvanlara yöneltiyor veya tam tersi. Ne tuhaftır ki bunu troll'lük veya kendi mizah kavramıyla bağdaştırıyor. Şiddetin örtülenmesi diyebiliriz buna. Hayvan hakları savunucuları ise bu örtünün görünür kılındığı toplumsal ağlarda sömürüyü açığa çıkarmak durumundadır. 

Dün geceki söylem şiddetini ise aşağıdaki birkaç örnekle özetleyebiliriz:




**


**




**



Tavsiye Ediyoruz

Adams, C.J. (2010). Etin cinsel politikası (Çev: G. Tezcan & M.E. Boyacıoğlu). İstanbul: Ayrıntı.

Hayvan Özgürlüğü Çevirleri: Tecavüz rafı nedir? Feminizmin ineklerle ilişkisi ne?


İlgili yazılar

Vegan Türkiye: Yumurta mı Feministten Çıkar, Feminist mi Yumurtadan?
Vegan Türkiye: Veganizm ve Feminizm

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 



27 Şubat 2015 Cuma

ICAM'ın Ölüm Kokan Konferansı Türkiye'de Düzenlenecek

ICAM'ın Ölüm Kokan Konferansı Türkiye'de Düzenlenecek

Bu yıl ikincisi düzenlenecek ICAM - Köpek Nüfusu Yönetimi Konferansı (Dog Population Management) sokakta yaşayan köpekleri tecrit etme hazırlığındaki Türkiye'de düzenlenecek. Hayvan hakları aktivistlerinin ICAM'a tepkisi ise çok açık: "ICAM seni Türkiye'de istemiyoruz!"

İlki geçtiğimiz yıl İngiltere'de düzenlenen ICAM - Köpek Nüfusu Yönetimi Konferansı bu yıl 3-5 Mart tarihleri arasında İstanbul Grand Cevahir Hotel'de düzenlenecek. Ancak Kısırkaya Toplama/Ölüm Kampı ve farklı bölgelerde devam eden benzer toplama kampları göz önünde bulundurulduğunda konferansın bu yıl İstanbul'da düzenlenmesi hiç şaşırtıcı değil. Çünkü sokak hayvanlarına yönelik soykırımın merkezi olarak görülen Kısırkaya Toplama Kampı'nın işlevi ile ICAM'ın önerileri oldukça örtüşmekte.

Sokak hayvanlarının soykırıma yönelik uygulamalara davet eden ICAM, sokakta hayvanların beslenebileceği - çöp konteynerleri dahil - tüm noktalara hayvanların erişimini engellemeyi planlıyor. Türkiye'de yürürlükte olan 5199 no'lu kanun sağlıklı hayvanların kısırlaştırılıp aşılandıktan sonra sokaklarda yaşaması gerektiğini belirtirken ICAM bu kanunun değiştirilmesini öneriyor. 

ICAM'ın sokak hayvanlarının yararına gibi sunduğu öneriler ve uygulamaların sokak hayvanları açısından tehlikesi aktivistler tarafından şu şekilde deşifre ediliyor:


(görsele tıklayarak görseli büyütebilirsiniz)

İlgili haberler ve bağlantılar:

Hayvan hakları aktivistlerinden ICAM'a açık mektup

Köpek Nüfusu Yönetimi Konferansı'na Hayvan Özgürlüğü Savunucularından Tepki - Dağ Medya

(Türkçe) Humane Dog Population Management Guidance 

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.